Onsuz bir yaşamla, şiddetli yağmurun altında ezilen çimler gibi kökün dışarı çekilir. İki âşığın arasındaki duyumsamalar, tanrısal bir yücelikle baş verir, tanrılara yakışır bir aşk doğar sonunda. Uzun ve bilinmeyen bir yolculuğun ilginç öyküsü olan bu roman, gemi adamlarıyla geminin ve denizin gerçekçi, düşsel birlikteliklerini, giz dolu bir aşk serüveninin trajik sonunu ve albatroslarla gemi kaptanının örtüşen yazgısını anlatır. Her biri, kimi zaman yüreğindeki çalkantıyla okyanusun dev dalgalarının arasında devinirken bir adım uzakta, kara ve sevgilinin kucağı olduğunu düşünerek yaşarlar.
Biyografisi için üyelerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Beni Hâlâ Seviyorsan, bugüne değin yazılmış en güzel gençlik romanı Ben Sevilmeye Değerim’in devamı bir kitap. Bir dönüm noktası on sekiz yaş. Sınav heyecanı, küçük masum flörtler ilk öpücük yüreğinin delice çarpması pastaneler, kafeler, eve geç kalma korkusu diz altı çorapların şıklığı, rüzgârda uçuşan saçlar çözülen bir iki düğme, gevşetilmiş kravat Beni Hâlâ Seviyorsan adlı kitapta gençler içinden çıkamadıkları sorunlarına öneriler ararlar. Aslında sorunlar pek de değişmemiştir. Nedenler... Niçinler... Niyeler... Oflamalar... Sızlanmalar...
Su’yu ve diğer gençleri bekleyen açmazlar köşeleri tutsa da; bir yanda liseli olmanın heyecanı ve ayrıcalığı yaşanırken diğer yanda bir üniversiteye başlama heyecanı ve koşuşturması içinde günler hızla geçer.
Muzaffer Uyguner Haziran 2000 Türk Dili Dergisi Ulviye Alpay öykülerinde kadın erkek ilişkilerini, aile yaşamı ve bu yaşamdaki olumsuzlukları ortaya koymuştur. Öyküler, daha çok kadınların anlatımı ile ortaya çıkarılmıştır.Bütün terslikler, olumsuz davranışlar böylece bu anlatım tekniği ile okura sunulmuştur. Alpay, zaman zaman şiirsel bir anlatımla bizi düşler ülkesine götürmektedir. Böylece, kadın kişilerin şiirsel dünyasına dalıyoruz. Bu şiirsellikle bütün çevre de önümüze çevrilmektedir. Öykülerin kurgulanmasında, uzun ve iç yaşantısının başarılı düzenini görmekteyiz. Toplumumuzdaki toplumsal yaşamdan, kadın erkek ilişkilerinden hepinize, hepimize Mavi Bir Merhaba.
Mavi Bir Merhaba: Cumhuriyet kitap Eylül 1999 Bu kitap “53.Yunus Nadi Öykü Ödülü”nü paylaştı. Anlık olaylar, kişinin ilgisini çeken olaylar, etkileri süresiz olan olaylar. Ulviye Alpay’ın kaleminde bütüne yönelmiş. Göreceksiniz, Alpay’da yüceyi bulma cabası var. Yepyeni bir öykü biçemi, pırıl pırıl bir dil, insanı sarsan öykü kahramanları. Bu yapıtta “yeni”yi bulacaksınız, yazınımıza kutlu olsun. Mavi Bir Merhaba: Kitap arkası yazısı Ulviye Alpay’ın, 53. Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Mavi Bir Merhaba’sı kadınlara dair bir kitap. Yazar öykülerinde, sevilmeyi bekleyip karşılık alamayan, aşkı içinde büyütürken ayrılığın yıkımına katlanmak zorunda kalan, özgürlük ve kimliğini koruma adına icinen, acı çeken kadınları anlatmış çoğunlukla. Ulviye Alpay’ın öykülerinin dokusunda, farklı kesimlerden kadınlarla erkeklerin çelişkili ve çatışmalı ilişkilerinin yanı sıra, hep zarafetle sarmalanmış bir erotizm var. Erkek egemen dünyanın göz ardı ettiği kadın cinselliğini büyük bir ustalıkla vurguluyor Ulviye Alpay. “Ulviye Alpay’ın ‘Mavi bir Merhaba’ adlı yapıtında, özellikle aynı adı taşıyan son öyküsünde, bir sevda serüveninin en ince ayrıntılarına varıncaya dek gerçekçi bir anlatımla verilmesindeki dinginsiz cesarete hayran olmamak elde değil.” Vedat Günyol
Biri kız Su, biri erkek Sarp. İki kardeşin, kendileri gibi genç arkadaşlar arasındaki renkli yaşam ilişkilerini konu alan bu roman, ana baba baskısından uzak, kendi vicdanlarıyla baş başa yaşayan, çoğu kez sevdalara kapılanların yaşamlarını ve psikolojik durumlarını ustaca işlemektedir. Romanın sonunda, sevda ilişkilerinde tek başına kalakalan Su, her şeye karşın yaşama küsmemekte ve ne olursa olsun, her insan gibi Sevilmeye Değer bir varlık olmakta direnmektedir."
Düziçi Fettahlı Beylerinden (Dede Bey) Dede Mehmet Algan'ın torunudur. Yayınlanmış birçok kitabı vardır. Dünya Ağacı Yayınevinin sahibidir. Bu sayfada kitaplarından ve kendisinden bahseden basında çıkmış bazı özetleri bulacaksınız. Kitaplarından edinmek isteyenler sağda ki yayınevinin ikonuna tıklıyarak bilgi alabilirler.
ULVİYE ALPAY
Ulviye ALPAY ın öğrencilerle birarada olduğu mutlu anlarından bir görünüm.. Tıklayın... resim ve videoları birlikte görelim...
Ulviye Alpay'ın Çocuk Kitaplarından bazıları
Bazen de yanılsamalar, örümcek ağı gibi sarıp bırakır onları okyanusun üşüten karanlık yalnızlığına. Çalkantı, mitolojik ve söylencesel Rüzgârlar Kralı Aiolos'un kızı Alkyone ve Sabah Yıldızı'nın oğlu Keyks'in sonsuz aşkına da tanıklık etmektedir.
Mavi Bir Merhaba. Ulviye Alpay’la tanışmadınız mı Siz? Üstün Akmen …….. bu kitabın mutlaka okunması gerektiğine inananlardanım. Bu inancımı ısrarla savunurken ya da nedenlerimi sıralarken anılan kitapta dokuz öykünün dokuzunu da birincil tanığım olarak göstereceğim. Bir öyküdeki kahramanın yalnızlığı, bir de bakıyorsunuz Alpay’da roman boyutu kazanıvermiş. Bir başka öyküdeki yalnızlık, okuyanı içe dönük bir yaşama sürüklüyor. Ulviye Alpay’ın kaleminde insan, doğa, ne bileyim cinsellik, öyle pek iyi bildiğimiz insan, doğa ya da cinsellik değil. Okurken, insan o bildiklerini hemencecik aşıyor. Doğanın içindeki insan da, insanın yaşamındaki cinsellik de yüce birer olguya dönüşüyor. Basitlik hiç yok Alpay’da. Hemen sulanıverecek bir konuyu, örneği, “Ninenin Çorapları”nda öylesine incelikle işliyor ki; basitlik ne kelime, nenin, torunun, gelinin, oğlun öyküsü bittiğinde insanın burun direği şöööyle bir sızlıyor. Ulviye Alpay, belli bir erekten yola çıkarak başlıyor öyküye. Yaşanmış bir olay mıdır, anlattığı, gördüğü bir düş müdür, herhangi bir dönemde, herhangi bir yerde anlatılmış, “kulaktan dolma” bir söylencemidir, yoksa duygulu bir sürecin sonunda yeşeren, fışkıran, büyüyen bir imge ürünümüdür, elbette bilemeyiz; bilemeyiz bilmesine, ama kesin olan Ulviye Alpay’ın hem anlatması gerektiğine inandığı, hem de anlatılması gereken bir öyküsü olduğu. Ulviye Alpay’da yakaladığım başka bir gerçek, anlattığını kendine özgü anlatım biçeminde anlatırken, anlatılanların içinde insan sıcaklığını hiç mi hiç savsaklamadığı, hatta olabildiğince üreyen çağrışımların, çağrışım şaşırtmacılıklarının içinde çoğalan dilini, bir cambaz ustalığı ve coşkuyla kullanarak hep yitik bir şeyler arar, hep zamanı denetleyememenin ince hüznünü yaşar gibi oluşuydu.
Aile Etkinlikleri Güncel Aile Derneklerimiz RESİM ALBÜMÜ
İletişim Duyurular Sizden Bize Linkler HaberlerFETTAHOGULLARI.ORG